masumiyet ölmedi:)))

02:55 Edit This 0 Comments »
çok çok uzun zaman önce miydi?nerde kaybetmiştik ikimizi?

yapmak istediklerimizle yapmamız gerekenler arasındaki uçurumdan bırakmıştık belki de kendimizi.her yanımız yara bere içindeydi.sendeleyerek kateddik mesafeleri.gözlerimiz hep uzaklarda,belirli belirsiz bir lahzaya kilitlenmişti...

insanlar vardı etrafımızda,kalın duvarlar gibi insanlar.sanki;hayat bir engelli koşu pistiydi.bu yarışın sonunda cevabını gözyaşlarımızla süsleyeceğimiz bir armağan vadedilmişti.ama;olmuyordu işte.Allah kahretsindi....

zaman çok mu ağır işliyordu?yoksa biz mi çok yavaştık?muhtemelen zaman diye bir kavram yoktu bizim düşünce evrenimizde.bu dünyada değil ayrı bir boyuttaydık.ne kadar zaman sonra bilmem ama ;sanki hiçbişey değişmemişti.masumiyet vardı,samimiyet.çocuksu duygular,aptalca ama ;içimdeki çocuğu açığa çıkaran gülümsemeler.başka bir boyuttaydık ama ;merkezcil kuvvet kesinlikle bu evrende geçerliydi.sadece ben onun etrafında dönüyordum.ışık hızıyla, çekimine kapılmışcasına...ben dönüyordum büyüklüğünü bilmediğim bir hızla,etrafımdaki herşey küçülüyordu.tüm korkular,endişeler,kötülükler,kıskançlıklar,yalanlar...

madem zaman diye bir olgu vardı.neden herşey sanki şu andan ibaret gibi tazeydi?sanki 15 yıl öncesine dönüvermiştim.elime bi top verseler sektirerek uzak mesafeleri kısaltabilirdim.bir mendil olsa yanımda körebe ben olabilirdim.elinden tutup seni kimsenin üzemeyeceği bir masal ülkesinin kahramını yapabilirdim.

mesafeler sadece birimlerle ifade edilebilir mi sence?inanıyor musun?biz daha büyümedik ki bu kadar sıkıcı şeylerle yaratıcılığımızı kısıtlayalım.biliyoruz ki gözlerimizi yavaşca kapasak,suratımıza o aptalca gülümseyi yerleştirsek,ne zaman dara düşsek,birbirimizin yanındayız.biz ne kadar iyi şey dilersek o kadar güzelleşecek dünya.bunun için;sadece istememiz yeter.birarada olmamıza gerek yok.sen sustuğunda,ben başımı eğip ,kendimi yeniden yollara vurduğumda anlarız birbirimizi.sen susarsın,ben o suskunlukta kaybolurum .kendimi ararım.ne yapacağımı bilemem önce.yine sendelerim.saçmalarım.sen yine büyütürsün beni.dersimi alırım.sabretmeyi öğrenirim.yokluğunu büyük bir olgunlukla karşılamaya alışır, devam ederim yoluma...

belki herşeyi öle olduğu gibi bırakıp gitmek isterim ama ;yapamam.bilirim ki sen de benden kuvvet alırsın.seni nasıl üzerim ki ben?...

herşey nasıl da güzelleşiyor masumiyetinle bir bilsen.içimdeki buzlar eriyor.tüm önyargılarımı nasıl da hızlıca kırıveriyorsun?her görüşümde tokat gibi enseme iniyor verdiğin dersler.ama acıtmıyor senden gelen hiçbirşey beni.sadece mutluluk veriyor...

senin yokluğunda sim kartı bloke olmuş acil aramalara yanıt veren bir cep telefonundan farkım yoktu belki.şimdi;cevapsız aramalar,mesajlar,gizli numaralar..hepsine tepki verebiliyorum.böyle olmasını sen istiyorsun çünkü...

biz birbirmizin mutluluğuyla yaşama sarılacağız,birlikte vakit geçirerek değil.bademciklerimiz iltihaplandığında kullandığımız antibiyotikler var ya hani işte öyleyiz belki de.kısa ama etkili.fazla olursa belki de zararımız büyük birbirimize onlar gibi...

şimdi hayatın anlamını bulmuş gibiyim.gizli bir sırra vakıfcasına gözlerim parlıyor.senin elini hiç bırakmadım ben inan bana.sadece o kadar değerlisin,içimde o kadar güzel bir yerdesin ki bir şey olur da hayatım boyunca seni benden ayırır diye uzaktan yaklaşıyorum.o zaman hiç olmazsa ,çok az da olsa varlığını gerçek boyuta geçirebiliyorum.sen benden bikaç adım daha hızlı ilerliyosun sadece ben arkandan sessizce geliyorum.ama;mesafeyi hiç kısaltmıyorum.sen sonsuza giderken ben sonsuzun oluyorum.sonlu kavramlardan sonsuz değerler elde edilemez.bu rüyanın hiç bitmemesi için ikimizi bu dünyanın dışına taşıyorum...


şimdi derin bir nefes al ve o gün ki gibi masumca bak etrafına.o vakit ben heryerde seninleyim.eğer;bunu hissediyorsan ,sen tüm engelleri aşabilirsin.ben mutlu olurum yine sayende;dalarım çocukca hayallerime.bir şefkatli sesin kalır kulağımda ,bir de gülüşün eklenir kimliğime...

11:53 Edit This 1 Comment »
insan herkesten kaçar da kendinden kaçabilir mi?

keşke böyle bir şansım olabilseydi.o zaman kendimden köşe bucak kaçardım heralde.ruhumu ve bedenimi farklı yerlere postalayabilsem bi anlık bile olsa.bedenim ruhumun esaretine son vermek istercesine isyanlarda artık.

dakikada kaç soru işareti geçiyor beynimden?matematik okuyorum ama hızıma yetişemiyorum.beynimde bir geri dönüşüm kutusu olsa ve aklımdan geçenleri bir bir o çöp kutusuna yollasam.aslında hiçbiriniz bana ait değilsiniz ya da size sahip olmayı hiç istemedim desem çok mu tuhaf olur?

kaygılar,stresler,olasılığı hesaplanmış kurgular...beynim s.o.s veriyor artık.hiçbiri enerji kaynağı glikoz olan o varlığa yetmiyor.halbuki akışına bırakmak lazım değil mi?olan olacaktır sonunda.rol ayrımı yapmayan bir oyuncu gibi oynamak istiyorum payıma ne düşerse.iyi ya da kötü umrumda değil .tek istediğim düşünmemek ya da düşünememek....

eğer istersem...

07:11 Edit This 0 Comments »
her çağırdığım da ayağıma gelmiyorsa mutluluk;yüzsüzlük edip ona sahip olmayı bilirim.artılar,eksilerden fazlaysa hayatında çok şanslısındır.gidenlere üzeleceğine,seninle kalmayı tercih edenlere teşekkürü bir borç bilmelisin.bir gidene karşılık,üç kazanıyorsan eğer;giden senden götürüyordur güzel şeyleri.onun gitmesine sevinmelisin.o zaman gidenlere de bir teşekkür borcumuz var bize farkındalık olgusunu kattığı için.

herşey seninle başlar.güzel şeyler olmuyor mu hayatında?durmadan iç çekip duruyor musun?ah vah etmekten usanmadın mı hala? peki;şikayet etmektende mi yorulmadın?hep kötü şeyler seni buluyor değil mi?kimbilir belki de bu senin kaderindir....

bu cümleler geçer aklından olumsuzluklar başgösterdiği zaman.sen kendini kötüye adapte ettiğin zaman,nasıl görüceksin ki iyiyi.hep iyi ya da hep kötü gitmez ki hayat.hepsi iç içe değil mi?sen istediğin zaman iyi olanı,canın biraz sıkkınsa suçu hayata atmak için; kötü olanı görürsün.sorumluluk ağır bir yüktür çünkü;herkes taşıyamaz.yükü hafifletmek için biri de yoksa etrafında, en iyi seçim hayatın kendisidir.ya kendini yeyip bitirsin ya da hayatı ortak edip umutsuzluğuna ,vicdan azabını ebsülon komşuluğuna dair edersin(ebsülon içim bknz:yüksek matematik kitapları)

ölümden gayrı herşeyin bir çıkar yolu var gibi sanki.yanlış yapa yapa doğruyu bulmayı öğreniyorsun.kötüyü gördükçe iyinin kıymetini anlıyorsun.uzaktaysa sevdiklerin;sevebilme kapasiteni genişletiyorsun.o kadar kolay ki sen isteyince sevebilmek.bir gülümsemeye tutsak edebiliyorsun tüm iyi niyetlerini.farklı gibi görünsek de herbirimiz özümüz de sevmek olgusu var ya isteyince ortak paydada kesişebiliyoruz...

görüp de görmezlikten geldiğim herşey negatif gerçellere ait olsun.toplamaya göre kapalıyım ben onlara.saçmalıyorsam da ,saf ve salaksam da,hafiften modern polyana olsam da kime ne?duygusal olarak da ,bilimsel olarak da doğruluğumu ispatladım geçmiş satırlarda.karşı çıkan varsa beri gelsin.nasılsa zerre kadar umrumda olmayacak kendileri,olamayacak.algıda seçiciyim artık,olumsuzluklardan ayrığım....

ve şimdi...işin yazın kısmı bitti artık.kendi kurgularımı hayata geçirmek için yol alıyorum.başrol bende gerisinden haberim olmasın istiyorum.nasılsa açığım süprizlere her daim.değiştirmek istersem senaryoyu replikleri silmiyorum artık;sadece,üzerinden sakin ve sessiz adımlarla geçiyorum=))











16:28 Posted In , , Edit This 0 Comments »

17:31 Posted In , , , Edit This 0 Comments »
ya bu saatte benim burda ne işim var?üstümde cicili bicili pijamalrımla uyusam şöyle tüm uslu çocuklar gibi ne olur sanki?yok ama şimdi yazmazsam çatlarım.sözüm ona çok önemli şeyler yazıyorum ya!ben yazınca yolsuzluklar son bulacak,faili meçhul cinayetler çözülecek,olimpiyatlar da 20 tane altın madalya alacağız sanki.üç maymun da oskara adaymış gerçi.ben mi sebep oldum ki =p.ömür gedik de zırvalıyordu geçenlerde hürriyet gazetesinde olmaz olamaz oskara aday olamaz üç maymun, şartlara uymuyor diye.tabi ömür gedik'i ciddiye alan tek kişi sevgilisi ferhat göçer'dir heralde.çok bilmek bazen hakikaten iyi değil.ömür gedik de buna örnek.ya yine nerelere daldım ben.ergenekon kapsamında bilgisayarın ıp numarasını alıp incelemeseler bari.seyhan soylu nun bile ifadesi alındı be!yemişim ben öyle ergenekonu.ergenekonun da suyunu çıkardılar.hiçbişey ciddi kalamaz değil mi bu ülkede.



şaka bir yana nuri bilge ceylan la gurur duyuyoruz gerçekten.işini büyük bir ustalıkla yapan,sadece işiyle gündeme gelen insanlara bayılıyorum.medyamız ne kadar gereksiz film bozuntusu varsa onla uğraşıp ,reklamını yaparken ,ceylan sessiz sedasız ödülleri toplayıp geliyor.recep ivedik,gora,arog gibi filmler belden aşağı espirileriyle tüketim çılgınlığına çanak tutuyor.belki;kimileri için konuşmalarım anlamsız ama cem yılmaz a gülemiyorum adam gibi.bana esprileri çok kalitesiz geliyor.küfürden bozma espiriler.tamam arada iyi şeyler de yapıyor yapmıyor değil.ama büyütüldüğü kadar değil gibi.bu kadar gürültü,patırtının ardından daha iyi işler bekliyoruz ondan.arkasında kocaman bir medya desteği.istese de istemese de her adımı reklam oluyor.sponsor bulmak zor değil onun gibiler için.ama filmlerde ki espiri anlayışı amerikan ya da eski türk filmlerine gönderme yapmaktan öteye geçemiyor.komik mi?evet,komik.ama farklı değil.amerikalılar da kendi filmleriyle dalga geçmeyi çok önceden denediler zaten .vaktiyle çok da gülmüştük.ama nereye kadar yicez temcit pilavını?

çok zeki diye nitelendirdiğimiz insanların daha dişe dokunur işler yapması gerekiyor artık.belki;bu hikayelerle yine gişe rekorları kıracaklar.çok beğenilecekler.ama bi müddet sora da kendini aşmalı insan.olsun varsın biizim insanımız mayıs sıkıntısını ,iklimleri izlemesin onlar entel dantel işi olsun.ama bu filmler toplasın tüm ödülleri.biz değerini bilmeyelim.bu ülkede sanat yok.iyi film yapılmıyor diyelim .nasıl yapılsın ki ?hababam sınıfı ,recep ivedik,gora gişe rekorları kırarken bu ülkede sanat mı olur?hem illa küfür mü duymak istiyoruz?anamıza,bacımıza küfür edilmesi çok mu hoşumuza gidiyor?çıkalım sokağa.her köşe başı bir recep.annenize,kardeşinize musallat olacak cinsten insan çok.bu küfürler kardeşimize,annemize edilse çok mu hoşumuza gider?hayır mı?o zaman bu iki yüzlülük niye?



bir sinema filmini izledikten sonra yeni bakış açıları kazanmalı insan .her açıdan yapabilmeli bunu.sinemanın misyonu budur.iki saat sonunda kafanda bir duygu kırıntısı kalmadan çıkmamalısın.sanat biraz da sanat için yapılsın artık.halk edebiyatı palavralarını,populist yaklaşımlarını bırakalım.gerçekten kaliteli işler çoğaldığında halk da izlemeye mecbur kalacak ve gerçek sanatın farkına varacak diye düşünüyorum yoksa herkes herşeyin farkında da kimsenin işine gelmiyor mu=)

ama ben bu konulara nerden geldim yine ya.içimde neler birikmiş benim böle.onbintane şey var aklımda.demek ki bunlar kuytularda seslerini duyuramamışlar bana.diğerleri de tembellik edip uyudu besbelli.ama bunlar yılmadılar.blogumda yer aldılar.

kemal sunal ın bir filmi vardı.çöpçüler kralı diye.ordaki "yazıcam bunları köşeme "diyen amcaya benzetiyorum kendimi.yazıcam işte bloguma.kime ne ya?çok çok ergenekon da dilekçe veririm.ondan sonra da ünlü olurum zaten.benim işime gelir.belki;mehmet barlas la bile program yaparız.başka yerde yok'a yeniden başlarız.evet işte hayalperestlikte son nokta.daha ne kadar saçmalayağım acaba.



aklıma şimdi de kazım kanat geldi.Allah rahmet eylesin.onun anınca hıncal,hıncal dan sonra haşmet babaoğlu.hayır ya hayır.sus artık düşünme!yok ama ya başlama şimdi.ufff.kenan onuk,haşmet babaoğlu,hıncal uluç...90 dakika.bir ntv klasiği.hayır kaç insan ya da kaç kız bu jeneriği duyup güler kahkahayla.ben gülerim.çünkü;o 90 dakka varya hani bir futbol fenomeni çocukluğumun kabusydu.onun yüzünden pazartesi en nefret ettiğğim gündü.bazen 90 dakkadan da uzun sürerdi.ben de zamanla boyun eğdim kaderime.90,100 ne kadar sürerse izledim.o yaşta.bir de aklıma futbol girdi.futbola da yorum yapmaya başladım.abim kahkahalarla 90 dakka bir ntv klasiği derdi.ben artık sinirden kafayı sıyırmış bi halde başlardım gülmeye.hala geyiği vardır aramızda.hala devam ediyor mu bilmem.ama;kenan onun öldükten sonra benim için bi tadı kalmadı.o programın en ciddiye alınacak adamı da oydu zaten.haşmet ve hıncalı bir yorumcu olarak ciddiye alamıyorum hiç.benim için playboy olarak vadelerini dolduracak şahıslar.



sus artık sussss!ben buralara nerelerden geldim ki yine.yazacağım şeyleri unuttum.neyse bugünde böyle zırvaladım işte yeni mekanımda.sanırım yoruldum.misafirler...yemek yap,ikram falan bayağı koşusturdum.ayrıca bugün bişeyi daha keşfettim kendimle ilgili.hiç tanımadığım insanlarla bir anda samimi olabiliyorum.çekinmiyorum.gayet rahatım.sanki yıllardır tanışıyoruz.abla,abi modundayız.sevdim ben bu huyumu.en büyük sıkıntım buydu çocukken.soğuktum.artık;öyle değil.buna seviniyorum çünkü;ilerde yapmak istediğim iş sıkı bir iletişim becerisi gerektiriyor.sıkıntı çekmeden kendimi ifade edebildiğimi bu gece tanıştığım insanlar bana sözleriyle bunu yansıttılar.ilk adımlarımı rektörle görüşmeyi başararak atmıştım zaten.daha küçüçük bir çöm için iyi bir başlangıçtı.zaten aferinimi de rektörün öğretim üyesi olan öğrencisinde almıştım."sen çok becerikli bir kızsın"demişti kendileri.oleydi işte .yaşasındı.aferinimi de almıştım egom ziyadesiyle tatmin olmuştu=))



evet ... bu sefer yazıyı sonlandırmak için yazıyorum.uyuyacağım.hem de yatar yatmaz.evimden ayrı ikinci gece.annemi mi özledim ne :((

09:38 Edit This 0 Comments »
yine yağmur var bu akşam ama zonguldak'ta değil.başka bir şehirde...

Ani kararlar almayı seviyorum.hiç düşünmeden hareket etmek bazen çok zevkli belki de çoğu zaman=)kaç gün kalırım ben bile bilmiyorum ki soranlara cevap vereyim.aklıma ne kadar eserse o kadar,canım ne kadar isterse .hem daha yeni geldim...

farklı mekanlarda bulunmayı seviyorum.belki de kaçmayı seviyorum.beni bulunduğum ortamda sıkan bişey varsa kaçmak acayip cazip geliyor.sanki hatırlamak istemediğim tüm anılar arkamda kalıyor.napim yani o saçma sapan şeyleri oturup düşünmek istemiyorum.zaman kaybı,anlamsız,boş şeyler.tek yararı beni gezip tozmaya teşvik etmeleri(yine güzel bir yanını buldum işte kötü şeylerin hep iyimser kalıcam)

yavaş yavaş okula gitme zamanı da yaklaşıyor.okul açılalı beş gün olmasına rağmen aklıma bile gelmiyor.galiba bu huzur dolu ,sakin yaşantıma alışmışım.sorun yok ,kavga,gürültü yok.yüzüne gülüp arkandan iş çeviren insanlar yok.kısacası güvendeyim

gitme zamanı yaklaştıkça da kendimi yeniden bi mayın tarlasında yürür gibi hissetmeye başladım.ne kadar tepki vermesem de birilerinin yalan sölemesinden midem bulanıyor artık.kızamıyorum ama huzursuz oluyorum.herkes yerinden mennun,halinden şikayetçi değil kimse.saçımı sarıya boyayıp erasmusla gelen öğrenci imajı mı versem ne kendime.hani kimse tanımasa beni.bende kimseyi tanımak için bi uğraş vermesem.en azından tanımaktan ötürü pişman olduklarımı.

hayır asla kötümser değilim.umutluyum hem de çok.bir sürü hayalim var.ama;hayatımda kötü şeyler olmasın işte.üzüm üzüme baka baka kararmıyor mu hem?etkilenmekten korkuyorum.belki onlar gibi olmak en güzeli.daha mutlular belki,daha gamsız.fakat;ben bunu istemiyorum.başkalarını üzüp sevinmek bana göre değil.güzel şeyler yaptığım da sevinebiliyorum.mutluluklarım kendi çapımda.

daha yolun başındayken bu kadar şikayetçi olmamalı insan.yalnız yaşadıklarından şikayetçi olsan neyse bir de gördüklerin var.sen birşeyler değiştirmeye çalışırken engel olmak isteyenler,herşeye yabancıymış gibi bakanlar...

tüm bunların ortasında çaresizim diye düşünürken iyi ki hayallerim var diyorum,amaçlarım var.onlara tutunmak en güzeli.kızdıkça daha da hırslanmak,hırs yaptıkça da başarmak.evet işte yine başardım.iyi tarafından baktım olaya.pembe gözlüklerimi hiç kaybetmeyeceğim galiba.herşey yolundaymış gibi hep gülümseyeceğim.

şimdiden hissediyorum bu sene hayatımda bir sürü değişiklik olacak.belki de sene ortasında bana bir yol görünüyor.bir sürü yeni insanla tanışıcam.kendime hiç rahat vermiyeceğim.hep farklı şeyler olsun.canım yaramazlık yapmak istiyor.hiç büyümeyeceğim=))

08:49 Posted In Edit This 0 Comments »
bugünlerde şansım dönüyor gibi sanki.ama fazla da net değil ya da ben fazla kaptırmak istemiyorum kendimi.itiraf ediyorum fazla hayal kurmak istemiyorum.her duyguyu sindirebiliyorum galiba artık.sakin olmak lazım,bekleyip görmek.olursa ne ala olmazsa nasip değilmiş diyeceğiz.geçerken uğruyor belki de bitakım şeyler.bi ce yapıp kaybolucaklar belki,daha önce olduğu gibi. hayatımda hiçbir kıpırdama yaratmicakları ihtimali de mevcut.

bu kabullenişimin ardında acizliğim mi var acaba diyecek oluyorum.yok,hayır.sadece şu an için elimden geleni yaptığıma inanıyorum.yapacak birşeyler olduğunu düşünsem hiç üşenmeden elimi taşın altına koyacağım.

herneyse düşünmek istemiyorum.sadece sakinim.şimdi;yapmam gereken işler var çalışmalıyım.su akıp yolunu buluyor nasılsa.uff hayır hayır bu sözede kafa yormak istemiyorum.tek bi açıdan bakabilsem herşeye daha az yorulcak zihnim galiba.ya da hiç bakamasam=P.

neyse ne işte.tevekkül,sabır,inanç.hepsi bu kadar ...