bayan çok bilmiş geri döndü ....
06:16 Posted In blog , iadeli taahhüt Edit This 0 Comments »
yenilenmiş arkaplanımın vermiş olduğu saadet ve heyecan ile aldım kalemi elime pardon yani geçtim bilgisayarımın başına=))
aman da aman ne kadar özlemişim yazmayı. hem blogum da çok cici oldu bakmaya kıyamıyorum. sevgili glommysunday sağolsun. zat-ı şahanelerinin bu işte çok katkısı var. yoksa ne kadar arasam da gönlüme göre bir arka plan bulamazdım.
yazmayalı baya zaman olmuş. içimden gelmedi galiba yazmak. ya da araya başka telaşlar girdi. kocaman iki ay geçmiş yazmayalı. benim için kocaman çünkü; o ufacık gibi görünen zamanda çok yer değiştirmemişim insanlarla fazla haşır neşir olmamışım belki ama değişmişim ben. heyecanlarım değişmiş, telaşlarım, sevinçlerim... en önemlisi de değerlerim değişmiş...
beni çok heycanlandıran yüreğimi ağzıma getiren olaylar artık bana yabancı sanki. sanki ben yaşamamışım tüm olanları dışardan bir izleyiciymişim. bir filmi izledikten sora ne kadar tesir edebilirse insana bana tesiri de aynı derece de artık. hani buna sevinsem mi üzülsem mi onu da bilemiyorum ya. hissizleşiyor muyum yoksa olgunlaşıyor muyum? belki de soğuyorum artık. tüm yaşananlar artık bana bişey hissettirmeyecek kadar anlamsız, konuşmalar, tavırlar aptalca geliyor. ben de kendimi çekmekte buluyorum kurtuluşu. sessiz, sakin bir şekilde olayları izlemek istiyorum bir köşede. belki izlemek bile istemiyorum ya ayıp olmasın diye. bir kere bu işin içine girdim diye. korktu da kaçtı desinler istemiyorum. ne kadar soğuduğumun farkına varamayacaklar belki. kızgın ya da kırgın olduğumu sanacaklar. belki de ne kadar kindar diyecekler. ama ne kırgınım ne kızgın hele hele kindar hiç değilim. ama bazı şeylerin değişeceğine inancımı kaybettim artık. herşeyi olduğu gibi görmemin zamanının geldiğini anladım. anladığım zamandan beri de gördüğüm hiçbirşey tat vermez oldu bana. kabuğumu kırmam doğruydu belki ama duvarlarımı yıkmamalıydım. ama taşlar bir bir yerine oturuyor artık. nafile uğraşları iadeli taahhütle dünyanın en ücra köşesine postaladım...
aman da aman ne kadar özlemişim yazmayı. hem blogum da çok cici oldu bakmaya kıyamıyorum. sevgili glommysunday sağolsun. zat-ı şahanelerinin bu işte çok katkısı var. yoksa ne kadar arasam da gönlüme göre bir arka plan bulamazdım.
yazmayalı baya zaman olmuş. içimden gelmedi galiba yazmak. ya da araya başka telaşlar girdi. kocaman iki ay geçmiş yazmayalı. benim için kocaman çünkü; o ufacık gibi görünen zamanda çok yer değiştirmemişim insanlarla fazla haşır neşir olmamışım belki ama değişmişim ben. heyecanlarım değişmiş, telaşlarım, sevinçlerim... en önemlisi de değerlerim değişmiş...
beni çok heycanlandıran yüreğimi ağzıma getiren olaylar artık bana yabancı sanki. sanki ben yaşamamışım tüm olanları dışardan bir izleyiciymişim. bir filmi izledikten sora ne kadar tesir edebilirse insana bana tesiri de aynı derece de artık. hani buna sevinsem mi üzülsem mi onu da bilemiyorum ya. hissizleşiyor muyum yoksa olgunlaşıyor muyum? belki de soğuyorum artık. tüm yaşananlar artık bana bişey hissettirmeyecek kadar anlamsız, konuşmalar, tavırlar aptalca geliyor. ben de kendimi çekmekte buluyorum kurtuluşu. sessiz, sakin bir şekilde olayları izlemek istiyorum bir köşede. belki izlemek bile istemiyorum ya ayıp olmasın diye. bir kere bu işin içine girdim diye. korktu da kaçtı desinler istemiyorum. ne kadar soğuduğumun farkına varamayacaklar belki. kızgın ya da kırgın olduğumu sanacaklar. belki de ne kadar kindar diyecekler. ama ne kırgınım ne kızgın hele hele kindar hiç değilim. ama bazı şeylerin değişeceğine inancımı kaybettim artık. herşeyi olduğu gibi görmemin zamanının geldiğini anladım. anladığım zamandan beri de gördüğüm hiçbirşey tat vermez oldu bana. kabuğumu kırmam doğruydu belki ama duvarlarımı yıkmamalıydım. ama taşlar bir bir yerine oturuyor artık. nafile uğraşları iadeli taahhütle dünyanın en ücra köşesine postaladım...
ve şimdi... kendime yepyeni, sıfır kilometre 2008 model hayaller, sevinçler, heyecanlar satın aldım. günlerimi onları yaşamak için harcıyorum artık. kendimi şımartıyorum. biraz ukala biraz çok bilmişim belki, ama herşeye gülümseyerek bakabildiğim, patavatsız yanımı sevdiğim için seviyorum bee kendimi...
Fonda vivaldi dört mevsim var şimdi. bu hazzı yaşayabildiğim için seviyorum hayatı. farkında olmayı seviyorum.... ne olursa olsun umudumu hiç kaybetmemeyi öğrettiğin için seni benden daha çok seviyorum benim tek kahramanım =))


0 yorum:
Yorum Gönder